2

Hemen hemen hepimizin en az bir kere duyduğu bir olgudan, olaydan bahsedelim. Tramvay İkilemi...

Felsefeci Philippa Foot’un ortaya attığı bir ikilemdir. 1967 yılında bu ikilem üzerine bir düşünce deneyi tasarladılar. Bir demiryolunda frenleri patlamış ilerleyen bir tramvay hayal edin. Durdurulamayan bu tramvay bir makasa yaklaşıyor ve siz de makasın başındasınız. Eğer tramvay olduğu istikamette devam ederse onun geldiğinden habersiz olan 5 demiryolu işçisini öldürecek. Eğer siz müdahale edip kolu çekerseniz, tramvay makastan diğer yola geçecek. Ancak diğer yolda da bir kişi var.

Eğer makası çekmezseniz 5, çekerseniz 1 kişi ölecek. Siz bu durumda olsaydınız hangi kararı verirdiniz?

Olasılıklara göz atacak olursak; Siz o anda o mekanda olmamış olsaydınız, ertesi gün gazetelerden raylarda duran 5 kişinin öldüğünü öğrenebilirdiniz-5 kişi ölü. Orada olmanıza rağmen makasa müdahale etmezseniz-5 kişi ölü. Makasa müdahale ederseniz-1 kişi ölü.

Kendi halinizde işinizi yaparken bir anda, beklenmedik bir şekilde üzerinize bir tramvay geliyor ve ölüyorsunuz. peki bu ne için? Diğer 5 kişinin ölmemesi için.

Kendi halinizde diğer 4 kişiyle işinizi yapıyorsunuz. Bir anda tramvay üzerinizden geçiyor. Ne için freni tutmayan bir tramvay olduğu bilindiği halde, tek kişinin hayatının 5 kişinin hayatından önemli olduğu düşünüldüğü için.

Olasılıkları saymaya başladığımızda liste uzar gider. Ana temada, yaptığımız seçimlerin bizim vicdani ve ahlaki değerlerimizle bağdaşık olduğu, çok olanın az olana göre değerli gibi görüldüğü savunulur. Yapılan araştırmaların genelinde çoğunluğun raylara müdahale edip 1 kişinin ölmesinin 5 kişinin ölmesinden iyi olacağını düşündüğünü görüyoruz.

İnsanların bu seçimlerine karşın bir psikolojik hamle daha geliyor. Tek başına olan işçi eğer tanıdığınız ve sevdiğiniz birisi olsaydı? Hayatlarına tanıklık etmediğimiz insanların ölüp ve yaşamları arasında kara mekanizması görevini rahatlıkla üstlenebilirken, aksi bir durum söz konusu olduğunda bunu yapmak neredeyse imkansız hale geliyor. Bu deneyin yayımlanmasının ardından birçok psikolog deneyin gerçekçiliği hakkında eleştirilerde bulunmuş ve bulguların gerçeği yansıtmadığını öne sürmüştür.

Peki siz bu deneye katılmış olsaydınız, makası değiştirmek için gerekli bir sebebe ihtiyaç duyar mıydınız? Vicdanınız ve ahlaki değerlerinizin ışığında en doğru kararı verebilir miydiniz?

Henüz yorum yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Copyright © 2021
Developed by Yenilikçi Genç Yetenekler